
Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki aşktan bir leke,
Kazındıkça kendini temize çeken
Gizlice. Sürtündükçe kıvılcımlar saçan
Çakaralmaz renk cümbüşü işte.
Ya sizinki?
Ben vazgeçmeler ustasıyım.
Reddedemem önerinizi,
Paylaşalım elbette:
Lekeniz sizde kalsın,
Ben aşk’ı alırım sadece.
Dünya kirletilmişse,
Üstünüze sıçramış
Bir şey vardır mutlaka.
Benimki iki soluk arasında
Gelip geçen zaman.
Hangisi ölüm hangisi...

Bu 10 satırlık harika yazıyı eski blogumda daha öncede yayınlamıştım ama o kapandığı için burada tekrar yayınlamak istedim yazarın affına sığınarak ve izin alarak üzerinde birkaç küçük değişiklik yaptım yazının orjinal haline buradan ulaşabilirsiniz.
Hergün doğan güneş her akşam batmaya mahkumsa
Ayrılmaya mecburdur sana olan sevdam
Hükmetmek ne kadar imkansızsa aşka
O kadar acıdır severken ayrılmak
Kimbilir;
Ne kadar ağlayacak sevdam ardından
Kadere binlerce...

-Bugünün gençlerine
Yarınlar senin; senin bu devrim, bu yenilik..
Her şey senin değil mi zaten?.. Sen, ey gençlik,
Ey umudun güzel yüzü, işte karşında aynan:
Temiz ve bulutsuz, ağaran bir gök,
Titreyen kucağını açmış, bekliyor.. Koş, çabuk!
Ey hayatın gülerek doğan sabahı,
işte herkesin Gözleri sende; sen ki hayatın umudusun,
Alnında yeni bir yıldız, hayır, bir güneş.
Doğ ufuklara, önünde şu sıkıntılı geçmiş
Sönsün sonsuza değin.
Bir daha yaşanmasın...

Kaç gece yatağımda uykusuz,
Bir o yana bir bu yana dönüp durdum,
Görmek için seni düşümde hayalimde.
Duymak için sesini,
Kaç kere ellerim uzandı telefona.
Aşkı oyun bilirsin sen, aklıma geldi,
Vazgeçtim!
Gezip durdum perişan halde,
Kâh sahillerde, kâh cadde boylarında.
Hayal kurup sen diye,
Ağaçlara dağlara taşlara sarıldım,
Elleri güldürecektim halime,
İhanetin aklıma geldi.
Vazgeçtim!
Kahırlardan başka ne vardı sanki verdiğin,
Acılardan zevk alır hale getirmiştin.
Yine...
.jpg)
Bugün ordaydım,
Aynı yerde aynı evde.
Aynı kapıdan girdim içeri,
Tesadüf bu ya,
Aynı anahtar kalmış bende.
Sandalyede yeleğini unutmuşsun,
Masada kahkahanı,mutfakta bardağını,
Salon da duruşunu unutmuşsun.
Sonra yan odada hıçkırığını,
Koridorda göz yaşlarını
Kapıda çarpıp çıkışını unutmuşsun.
Bir çiçeğin zehri düşmüş
Zigon sehpaya,
Bir rujunun rengi düşmüş oval aynaya,
O kavgadan arta kalan kırık vazoyla,
İkimizin kalbi düşmüş tozlu balkona.
Duvarda...

Vurduğun her yerden gül biter sanma
Sen beni ilk defa yaralamadın
Ben sana kul köle olurdum amma
Sen bana bir günlük yar olamadın.
Bu kadar yüklenmek varmı susana
Yerimde olupta çıldırmasana
Ben gönül köşkümü açtımda sana
Sen sokak kapını aralamadın.
Hançerle mavzerle yıkılmazdım da
Süründüm aklımı senle bozdum da
Ben sana yüzlerce roman yazdım da
Sen bana bir satır karalamadın.
On binde bir kula kısmet olsam da
Kadrimi bilmedin nimet olsam da
Ben senin bağına...